Müəllif: Süleyman Balcı IşIK VE RENK
çevremize baktığımız zaman cisimleri değişik renklerde görürüz ve onları biçimlerine göre olduğu kadar, renklerine göre de birbirinden ayırırız. Işığın cisimler üzerine çarpmasıyla gözümüzde oluşan duyguya renk denir. Renk, eşyaların üzerine çarpan ışığın bir kısmının yansıması, diğer bölümün ise absorbe olması (emilmesi) ile oluşur. Yansıma veya emilme oranı rengin cinsini belirtir.
Rengi ilk olarak Isaac Newton 17. yüzyılda incelemiştir. Karanlık odaya açılan bir delikten giren güneş ışığını prizmadan geçirerek parçalayan Newton, beyaz ışığın Spektral renklere, yani " Tayf " renklerine ayrıştığını bulmuştur. Newton'un teorisine göre, tayf renkleri, temel renkleri (Sarı-Kırmızı-Mavi), onların ikişer karışımlarından oluşan renkler ise ara renkleri (Yeşil-Mor- Turuncu) oluşturur.
Bir cisim üzerine düşen ışığın, enerji taşıyan ve "Foton" denilen tanecikler kümesi olduğu kabul edilir. Bu fotonlar bir hedefe çarpan mermiler gibi olup maddeyi etkiler. şayet maddeden geri dönerler ise yansıma meydana gelir.
Fotonlar, maddenin yapısına karışıp maddenin sıcaklığını etkiler ve ışıma yolu ile enerji yayımına yol açarlar.
Fotonlardan oluşan ışık, çeşitli teorilerle özellikle yayılma ve dalga teorileriyle açıklanmıştır. Işık, yayılma teorisinde, sıcak cisimlerden her doğrultuda, büyük ve hızlı tanecikler olarak yayılır. Dalga teorisinde ise ışığın dalga şeklinde yayıldığı kabul edilir.
Bir dalganın en üstünden diğer dalganın en üstüne kadarki uzunluğuna "dalga boyu" denir. çeşitli dalga boylarındaki ışınlar, prizmada farklı açılarla kırılırlar ve hareket ederler. Beyaz ışığın prizmadan geçerken yedi renge ayrılmasının sebebi, beyaz ışığı oluşturan değişik dalga boyundaki diğer ışınların prizmadan geçerken farklı oranlarda kırılarak ayrılmasıdır. Beyaz ışık bir tek renk değil, dalga boyları farklı birçok rengin birleşmesinden oluşur.
Bir yüzeyin renkli görülmesi, o yüzeyi aydınlatan beyaz ışığın bileşimin deki bütün renkli ışınların, yüzeyde aynı oranda yansımamaları ve göze gelen renkli ışık bileşiminin farklı oluşu sonucudur. örneğin; bir yüzey kırmızı görülüyorsa, o yüzey kırmızı ışınları diğerlerinden daha büyük oranda yansıtıyor demektir. Diğer renkli yüzeyler için de bu böyledir. Kısaca, ışık bir yüzeye çarptığında, cisim, ışıkta bulunan kendi rengini yansıtır, diğer renk ışınlarını emer.
Beyaz, en çok ışık yansıtan, siyah ise en çok emen renktir. En beyaz sayılan bir cismin, üzerine gelen ışınlardan % 11 ini yutup % 89 unu yansıttığı, en siyah sayılan bir cismin ise ışınların % 2 sini yansıtıp, % 98 ini yuttuğu tespit edilmiştir.
Thomas Young'un 1801 yılında yayınlanan teorisine göre; gözümüzde Mavi - Yeşil ve Kırmızı renkleri beynimize ileten 3 algılama siniri vardır ve bu renklerin karışımlarından oluşan renkler beynimiz tarafından ayırt edilebilirler. Alman Helmholtz, 19. Yüzyıl ortalarında Young'un teorisini geliştirmiş ve renkleri toplamalı ve çıkarmalı renkler olarak ikiye ayırmıştır.
| let`s make a love |
[•]Forumun Qayda-Qanunlarını Mütləq Oxuyun!
[•]Download və Upload`u necə edək?
[•]Müraciətlər və Xəbərdarlıqlar
Toplamalı Renk Karışımı
Mavi, Yeşil ve Kırmızı ışın veren üç ayrı projektörü, beyaz bir perdeye yansıtırsak beyaz renk elde edilir. Ana renkleri ikişer ikişer perdede birleştirirsek aşağıda belirtilen renkler oluşur :
Kırmızı + Yeşil = Sarı
Yeşil + Mavi = Cyan mavisi
Mavi + Kırmızı = Magenta
Renklerin bu şekilde karışımı, tamamen optik bir karışımdır ve bunlara Toplamalı renk karışımı" adı verilir.
Renkli ışık karışımı ile renkli boya karışımını birbirinden ayırmak gerekir. örneğin grafiker veya baskı ustası kırmızı ve yeşil boyayı karıştırarak sarı rengi elde edemez. Işık rengi ile boya renginin birbiri ile hiçbir ilişkisi yoktur. Işık renkleri belirli dalga boylarındaki ışınları yansıtırlar. Boya renkleri ise belirli dalga boylarındaki ışınları absorbe ederler yani emerler. Bu ışınlar emilerek kayboldukları için beyaz ışının bir bölümü eksilmiş olur, yani toplamdan çıkarılmış olur. Bu sebeple bu tür renk karışımlarına "çıkarmalı Renk Karışımı" adı verilir ve çıkarmalı renk karışımı sonunda daima daha koyu bir renk ortaya çıkar.
çıkarmalı renk karışımına örnekler :
1) Beyaz ışıktan Yeşil ve mor ışın çıkarılırsa Kırmızı oluşur.
2) Beyaz ışıktan yalnız Yeşil ışın çıkarılırsa Magenta oluşur.
3) Bir Sarı, bir Cyan Mavi filtre, Mavi ve Kırmızıyı emer Yeşili geçirir.
4) Beyaz ışıktan Yeşil ve Kırmızı ışın çıkarılırsa Mor oluşur.
5) Beyaz ışıktan yalnız Kırmızı ışın çıkarılırsa Cyan Mavi oluşur
6) Bir Sarı, bir Magenta filtre, Mor ve Yeşili emer fakat Kırmızıyı geçirir.
7) Beyaz ışıktan Kırmızı ve Mor ışın çıkarılırsa Yeşil oluşur.
8) Beyaz ışıktan yalnız Mor ışın çıkarılıp Kırmızı ve Yeşil bırakılırsa sarı oluşur.
9) Sarı, magenta ve cyan mavisinden oluşan filtre kombinasyonu bütün renkleri emer ve hiçbir rengi geçirmez.
Bütünleyici renkler : Eşit oranlarda karıştırıldığı zaman Gri olan yani birbirinin rengini gideren renklerdir.
- Mavi ile Turuncu
- Kırmızı ile Yeşil
- Sarı ile Mor
Eğer beyaz ışığın içinden, herhangi bir renge ait ışın demeti çıkarılırsa ayrılan demet kendi rengiyle ortaya çıkar ve geri kalan ışınlar rengarenk görünür. Böylece ortaya çıkan iki renk birbirini tamamlar. Bu nedenle bu renklere bütünleyici renkler denir.
Karşıt renkler : Bütünleyici renkler aynı zamanda karşıt renklerdir. Yan yana geldiklerinde birbirlerinin etkisini artırırlar. Bunlar renk çemberinde en uzak noktada ve karşılıklı yer alırlar.
Karşıt renklerin çarpıcı etkisini yumuşatmak ve uyumunu sağlamak için birinin renginden diğerine biraz katmak gerekir. Resim tekniğinde buna renkleri öldürmek veya zayıflatmak denir.
Uygun renkler : Renk çemberinde bitişik olan renklere uygun renkler denir. Bu renklerin özelliği aralarında ortak bir rengin bulunmasıdır. Sarı ve yeşil gibi. Yeşilde sarı bulunduğu için ortak renkleri sarıdır. Mavi ve morda bulunan ortak renk ise mavidir.
Uyumsuz renkler : Renk çemberinde birbirine ne uygun renkler kadar yakın nede karşıt renkler kadar uzak olan renklerdir. Sarı ve kırmızı gibi.
Aynı türden renkler açık yada koyu olabilir. Herhangi bir renk, beyaz ile karışırsa türü değişmez, fakat rengi açılır. Albert H. Munsell bir dizgesinde, her rengi açıktan koyuluğa göre 1-10 arasında değere bölmüş, yani skala çıkarmıştır. Bu ayrıma Renk Değeri denir.
Matbaa mürekkepleri 18. Yüzyılın sonlarına kadar kömür, odun veya gaz isinden yapılırdı. çünkü gerçek mürekkebin hammaddesi istir. ?s, tam yanmamış alevden elde edilen karbondur. En iyi is, petrol gazı alevinden elde edilir. Bu yüzden en dayanıklı mürekkep petrol isinden elde edilen mürekkeptir.
Alevden elde edilen is, kızgın borular içinden geçirilip suyu alınarak keten yağı, vernik gibi bağlayıcılarla birleştirilip ezici değirmenlerde karıştırılarak mürekkep elde edilir. Mürekkepler yapısındaki pigmentlere göre 3'e ayrılırlar :
a) Toprak mürekkepler : Ocber, umbara, tebeşir, doğrudan doğruya tabiattan elde edilerek temizlenir, elenir, yabancı maddeleri ayıklanır ve vernikle karıştırılarak mürekkep haline getirilir.
b ) Kimyevi mürekkepler (Madeni) : Krom sarısı, milori mavisi, kobalt mavisi, kadmiyum sarısı, çinko beyazı ve üstübeç gibi maddeler olup doğrudan doğruya kullanılmazlar. Bunların birkaç cinsi kazanlarda kaynatılır ve birtakım kimyevi işlemler gördükten sonra mürekkep haline getirilir.
c) Organik mürekkepler : Bitkilerden ve hayvani maddelerden çıkarılan boyalardır. ?ndigo (Hint mavisi), Karmen(Sarı, kırmızı, mavi renkleri köklerden elde edilir) gibi. Bunlar kendilerine uygun madeni boyalarla birleşip öz haline getirilir.
1 - Siyah mürekkepler
a) Karbon siyahı : Petrolün en çok is verecek şekilde yakılmasından elde edilir. Petrolden elde edilen öz ile normal, havagazından elde olunan öz ile de kaliteli mürekkepler yapılır.
b ) Yağ siyahı : Balık yağı, katran yağı ve bazı nebati yağlar, ağzı kapalı hususi kaplarda kaynatılır ve dumanlarının bıraktığı isler toplanarak öz olarak kullanılır. Bu özün örtme kabiliyeti çok fazla olduğundan her iş için kullanılmaz.
2 - Renkli Mürekkepler
a) örtücü mürekkepler : özü, toprak boyalardır. örtücü ve kalın olan bu mürekkepler, tramları doldurur ve baskıda ton farkı kaybolacağından iyi netice vermez. Bu yüzden tek renkli baskılarda kullanılırlar.
b ) şeffaf mürekkepler : Trikromi adı verilen 3 renkli baskı işleri için hazırlanmış sarı, kırmızı(magenta), mavi(cyan) olmak üzere seri mürekkeplerdir.
Düzəltdi: WolfmaN_AZE tarix: 25.02.2008
| let`s make a love |
[•]Forumun Qayda-Qanunlarını Mütləq Oxuyun!
[•]Download və Upload`u necə edək?
[•]Müraciətlər və Xəbərdarlıqlar
Renkli mürekkepler, boya pigmentleri, bağlayıcılar ve ilave maddelerin karışımından oluşur. Mürekkebe renk veren maddeler, pigmentler ve bazı çözülebilen organik renk maddeleridir.
1) Pigmentler
Baskı mürekkebi içindeki pigmentler çıplak gözle açık seçik görülemez ve birbirlerinden ayırt edilemezler. şayet mikroskop altında incelenirse, bazı pigmentlerin uzun çubuklar, bazılarının irili ufaklı yapraklar biçiminde olduğu görülür.
a) Anorganik pigmentler
Beyaz pigmentler : "Baskı beyazı" olarak tanınırlar ve vernikle karıştırılıp transparan beyaz olarak kullanılırlar.
Mineral pigmentler : Bu sınıfa, milori mavisi, krem sarısı ve molibdat kırmızısı girer. Milori mavisi, çok kullanılan bir pigmenttir ve özellikle cyan (Mavi) mürekkeplere ilave edilir. Krom sarısı ve molibdat kırmızısı ise örtücülüğü fazla pigmentlerdir.
Metal pigmentler : Bunlar; alüminyum, bakır, çinko ve altın madenlerinden çıkarılan pigmentlerdir ve yaldız mürekkep imali için kullanılırlar.
b ) Organik pigmentler
Bunların ana maddesi petroldür. Matbaacılıkta kullanılan boya pigmentlerinin geneli organik boya pigmentleridir.
Organik pigmentlerin üretimi için petrol, kimya fabrikalarında ayrıştırılır. Böylece alifatik ve aromatik maddeler elde edilmiş olur. Sonra bir dizi ara işlemden geçirilerek organik boya pigmentlerinin ana maddeleri sağlanır. Bu ana maddelerin çoğu "Azo pigmentleri" olarak tabir edilir. Azo pigmentleri, diazolaştırılmış arokatikamin ile fenolün birleştirilmesi ile pigment haline getirilir.
2) Bağlayıcı Maddeler
Bağlayıcılara reçine adı verilir. Boyar maddeyi baskı malzemesi üzerine sabitleştirirler. Baskı malzemelerinin cinsine göre mürekkeplerde kullanılan reçine cinsleri de değişiktir.
Toz halindeki pigmentler bu halleri ile baskı yapmaya elverişli değildirler. Baskı makineleri ancak sıvı halde olan mürekkebi baskı taşıyıcı malzemeye nakledebilirler. Mürekkep pigmentlerini sıvı hale getirmek için bağlayıcı maddeler kullanılır. Bunların başlıca iki görevi vardır : Pigmentin baskı makinesi tarafından kğıda aktarılmasını ve kğıt üzerinde tutunabilmesini sağlamak
Mürekkebin farklı baskı sistemlerinde, kğıda tutunması ve öyle kalması, kuruması, parlaklığı gibi durum ve özellikleri tamamen bağlayıcı maddelere bağlıdır.
Tipo ve ofset makinelerinde kullanılan mürekkeplerde yağlı bağlayıcılar kullanılır. Ayrıca ofset mürekkeplerinin bağlayıcıları suyu itici (Hidrofob ) özelliktedir.
Tifdruk ve flekso baskı makinelerinin mürekkep üniteleri çok kısadır. Bu yüzden mürekkebin çok çabuk kuruması gerekir. Bu yüzden flekso ve tifdruk mürekkebi bağlayıcılarında yağ yerine, inceltici ve çözücü maddeler bulunur.
Bağlayıcı çeşitleri
a) Sert Reçine
- Kolofan fenol reçinesi
- Malein reçinesi (Malein asitli Kolofan)
- Kolofonester
- Siklokauçuk
- Karbon reçinesi
b ) Yumuşak Reçineler ve Katı Yağlar
- Yağlı ve orta yağlı alkid reçineleri
- Katı ketentohumu yağı
- Katı odun yağı
c) Kuruyan ve Az Kuruyan Yağlar (Akıcı, Sıvı Yağlar)
- Akıcı ketentohumu yağı
- Akıcı odun yağı
- Yabani safran yağı
- Hint yağı
- Soya yağı
d) Siyah Boyalar ?çin Mineral Yağlar
- Koyu renkli ince sıvı yağlar
- Koyu renkli kalın sıvı yağlar
e) Renkli Boyalar ?çin Mineral Yağlar
- Açık renkli ince sıvı yağlar
- Açık renkli kalın sıvı yağlar
3) ?lave maddeler (?ncelticiler)
Bu maddeler, mürekkebin yolma dayanıklılığını ve baskı derecesini arttırmak için kullanılırlar. En çok kullanılan ilave maddeler şunlardır :
- Alkoller : ?spirto, ?zopropanol
- Ester : Etil asetat
- Ketonlar : Aseton, Metil-Etil keton
- Glikoleter : Etil glikol
- Hidrokarbonlar :
a. Alifatik (Special benzin)
b. Toluol, Ksilol
Flekso ve Tifdruk mürekkeplerinde kullanılan reçineler ;
* Nitro selüloz
* Polyamid
* Akrilik
* Vinil
* Epoksi
* Polyester, tipi reçineler olabilir.
Solventler : Solventlerin ilk görevleri reçineleri çözmektir. Diğer görevi ise mürekkebi baskı viskozitesine düşürüp, mürekkebin baskı malzemesi üzerine transferini sağlamaktır.
Solventler baskıdan sonra buharlaşırlar. Tifdruk baskıda hemen hemen tüm solventler kullanılabilir. Fakat Flekso baskıda bu mümkün değildir. Flekso baskı klişeleri bazı solventlerden olumsuz etkilenirler. Bu sistemler için en uygun solvent Etil Alkol, ?zo Propil Alkol, kısmen de Etilglikol dür. Baskı sırasında mürekkebin kurumasını hızlandırmak veya yavaşlatmak için yine solvent kullanılır.
En çok kullanılan solventleri dört ana grupta toplamak mümkündür. Solventlerin doğru kullanılmaları ve viskozitelerinin kontrolü Flekso ve Tifdruk mürekkepleri için en önemli etkendir. Bu mürekkeplerin kuruma hızları doğrudan doğruya "solvent bırakma" yani ihtiva ettikleri solventlerin buharlaşma yeteneklerine bağlıdır.
Plastifiyanlar : Mürekkebe esneklik, yüzeye iyi yapıştırma gibi özellikleri arttırmak için ilave edilir.
Düzəltdi: WolfmaN_AZE tarix: 25.02.2008
| let`s make a love |
[•]Forumun Qayda-Qanunlarını Mütləq Oxuyun!
[•]Download və Upload`u necə edək?
[•]Müraciətlər və Xəbərdarlıqlar
Kuruma fiziksel ve kimyevi olmak üzere iki usulde gerçekleşir :
a) Fiziksel kuruma :
- Mürekkep kğıda basılır basılmaz, inceltici uçarak veya buharlaşarak mürekkebi yalnız bırakır ve böylece onu kurutmuş olur.
- Sıvı mürekkep, kğıt, karton ve mukavva gibi higroskopik baskı malzemelerinin derinliğine nüfuz eder ve kurur.
- Sıvı incelticiler kğıda nüfuz eder. Geriye kalan reçine, mürekkep pigmentini kğıda bağlar ve kuruma gerçekleşir.
b ) Kimyevi kuruma :
- Polimerizasyon
- Polikondenzasyon
- Oksijenle birleşme (Oksidativ kuruma)
Kğıdın yapısı, kğıdın yüzeyi, kğıdın asit durumu (pH), atölyenin sıcaklığı, segatif miktarı, mürekkebin yapısı ve pigment alabilme kabiliyeti Kurumaya doğrudan yada dolaylı olarak etki eden faktörlerdir.
Her mürekkebe az da olsa bir miktar segatif konur. Segatifler mürekkebin yapışma hassasiyetini azaltır ve ayrılma özelliğini arttırır. Yani içinde segatif olan mürekkepler, daha çabuk kurur, daha az yapışır ve daha çok yayılır. Bazı mürekkepler, içlerinde yeterli segatif olduğu halde, nemleri fazla olduğundan geç kururlar. Bazıları ise nem miktarı arttığı halde fazla segatife ihtiyaç göstermezler. Esası "Baz" olan pigmentler, esası "Asit" olan pigmentlere oranla daha çabuk kururlar.
Sonuç olarak her cins mürekkep ve renkte değişik bir kuruma hassasiyeti vardır. Ayrıca iyi kuruyan bir mürekkep, üst üste iki defa basıldığında, ikincisi birincisinde olduğu gibi aynı hızda kurumaz.
Düzəltdi: WolfmaN_AZE tarix: 25.02.2008
| let`s make a love |
[•]Forumun Qayda-Qanunlarını Mütləq Oxuyun!
[•]Download və Upload`u necə edək?
[•]Müraciətlər və Xəbərdarlıqlar